Neden C+?

Neden C+ bir gönüllülük girişimidir, sabırla sanat ve hakikat arasındaki bağı korumaya çalışır ve ısrarla gayri-ticari kalır?

İşte size dolaylı ama detaylı bir cevap.

İlişikteki yazı sanatın hangi ortamda cereyan ettiğini açıkça gösterdiği gibi artık sanatla ilgili (kılınmış) olup kendini tarif edilen yerel ortamdan kurtaramayan, özgür olmaya girişemeyen korkak ve cesaretsizlere de bir uyarı niteliğinde. C+ bu nedenle Anadolunun ücra bir köşesindeki yıkık dökük bir mahallede kapısını açık tutuyor. Özgürlük sanatın beşiğidir, sanat parayla satılabilir ama ona teslim olduğunda temel özelliklerini yitirir. Köşesinde, koltuğunda rahat rahat oturan hanımlar beyler, sanatın sizden sorulduğunu mu sanıyorsunuz, yanılıyor olmayasınız?

Bienallerin Türkiye’de sanata dair etkinliği tartışılmalıdır, ve çözümlere dair öneriler ortaya konmalıdır, herkes pozisyonunu gözden geçirsin, atı alan Üsküdar’ı geçmeden!

“Beğen”i tıklamak sözkonusu sürecin bir sonucu olduğu için okumaya niyeti ve vakti olmayan sahte beğendimciler için aşağıdaki bağlantıdan kısa bir alıntı.. Artık bu kadar bari zahmet ediverin, belki devamını da okursunuz…

“Bu karşıtını da içerme ‘diyalektiği’, giderek kavramları, hatta bütün dili esnekleştirdi, muğlaklaştırdı, göreceleştirdi. Örneğin, işkenceyi meşrulaştıran ve uydularında gizli işkence merkezleri açan Bush rejimi, “insan hakları” fatihi kesildi. Çevrecilik, okyanus ölçeğinde facialara yol açan BP’nin ‘kurumsal kimliği’ oldu. Sadece Žižek’in değil, Almanya Başbakanı Merkel’in de ırkçılığa ve kültür savaşlarına yol açtığını belirttiği “çokkültürcülük”, farklı kültürler arası barışın kilidi gibi sunuluyor. Bizde sanat yönetimi disiplininin pîri olmakla övünen bir küratör/eleştirmen, kültürün endüstrileşmesini ve yönetilmesini yerden yere vuran Adorno’nun kitabını göklere çıkardı. Paranın devlete son vererek bütün hayata hükmedeceği bir piyasa ekonomisinin ideal bir anarşi olduğunu savunanlar var. İktidar ise, her gün başka bir siyasal söylemin diliyle konuşuyor. Bu arada “bir komünist olarak AKP’ye oy verdiğini” ilan edenler bile mevcut. Kısacası, tıpkı çağdaş sanatta olduğu gibi, satabildiğin sürece “anything goes”. Post-politik, post-kritik olarak tanımlanan zamanımız tam da böyle olmalı.”

http://www.e-skop.com/skopbulten/bienal-protestosu/1234

Reklamlar

“Totemler Kapadokya’da” Seramik ve Fotoğraf Sergisi Hakkında

Pek çok sanatsal etkinliğe hem kaynak olmak için hem de bu etkinliklerin en uygun sunumlarına mekan olmak için Kapadokya harikulade bir bölgedir.

Özellikle fotoğraf ve seramik sanatı tüm sanatlar arasında Kapadokya için özel bir ayrıcalığa sahiptir. Bu ayrıcalığı sağlayan Kapadokya’nın tabiatı ve kültürüdür.

Bilindiği gibi seramik; toprağın ateş, su ve hava ile buluşmasıyla oluşur. Bu buluşmayı sağlayan da insanın yaratıcı emeğidir. Bu sürecin doğal halini Kapadokya’da volkanlarıyla tabiat oluşturmuştur.

Kapadokya’nın tarihsel süreci ise kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel birikimleri Kapadokya’nın her yerine işlemiş, sanatçılara ilham verecek güzelliklere dönüştürmüştür. Fotoğraf bu süreci yansıtmak ve belgelemek için en uygun sanattır.

Avanos’un binlerce yıllık çömlekçilik geleneğinin oluşması ve dünyanın en ünlü fotoğrafçılarının Kapadokya’yı fotoğraflamış olması bu nedenlere bağlıdır.

Sergimiz bu iki sanatı bir araya getirmektedir. Sergi daha önce Ankara’da Kore Kültür Merkezi’nde ve İstanbul’da Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde açıldığında izleyicilerin seramiklerle Kapadokya arasındaki ilgiyi kurmalarına fotoğraflar yardımcı olmuşlardı. Burada ise seramik sanatı ile o ilginin kurulmasını Göreme Açık Hava Müzesi’nin ve Kapadokya’nın doğal ortamı sizlere bırakıyor.

Kendimize ait değerlerimizi yeterince tanıdığımızda farklı kültürler arasındaki bağları da daha kolay farkederiz ve evrensel değerlere o derecede yakınlaşırız.

Kapadokya evrensel kültüre ve doğanın güzelliklerine ait pek çok zenginliğe sahip bir bölgedir. Ulusal kültürümüzün bu zenginliğe katkısı, yaşadığımız topraklara ait değerleri korumamızla ve yaşatmamızla ölçülebilir.

Kapadokya bu konuda dünyaya örnek olabilecek tarihsel bir sürece sahiptir. Bu sürecin devamını sağlamak kültürel ve sanatsal etkinliklere de bağlıdır.

Bu nedenle sergimizin burada açılmasını sağlayarak Kore ve Türkiye’nin sanat aracılığı ile kültürel yakınlaşmasına olanak veren iki ülkenin yetkililerine teşekkür ederiz.

Ahmet Özyurt

“Totemler Kapadokya’da” Seramik ve Fotoğraf Sergisi