“DOKUMACA EFSANELER 2015 – KAPADOKYA’DA”

Açılış: 12 Eylül 2015 Saat: 18:00 Hacı Nuri Bey Konağı Avanos

Dokumaca Afiş AÖ3108

ANADOLU DOKUMACILARI (Basın Duyurusu)

“Dokumaca”, Anadolu’da tarihsel dokumacılığın yaşadığı kentlerde, değişik sergileme alanlarına taşınarak sürdürülen, kentler arası bir sanatsal etkinlik zinciri olarak düşünülmüştür.

Amaç; Anadolu dokuma kültürünü gündeme taşımak ve bu amacı gerçekleştirmek için; -arkeolojik, tarihsel, sektörel bağları olan tekstil kültürünün, temsilcisi ve öncüleri olarak- “tekstil tasarımcılarının”, günümüz sanat ortamına ortak bir çaba ile seslenişini sağlamaktır.

Gelişmiş bir sanatsal yaratıcılık düzleminin ve farklı açılardan, yaratıcılık ortamına yön verecek özgün sanatçı kimliklerin belirginleşmesi, böylece tekstilde, sektörel zincirin halkalarının tamamlanması hedeflenmektedir.

Grup kendini “Anadolu Dokumacıları” olarak; dokumacı atalarının devamı olarak görmektedir. Esin kaynağımız; Anadolu’da her adımda her an karşımıza çıkan yaşama dair izler, -yazılı sözlü öyküler, bilimsel araştırmalara konu olmuş heykeller, kabartmalar- görsel anlatımlara kaynak olmuş yaşanmış öykülerdir.

4 yıllık paylaşımcı bir çabanın ürünü olarak “Dokumaca Efsaneler”; İstanbul, Bursa ve Denizli’den sonra şimdi Kapadokya’da izleyiciye sunuluyor.

Bugün arkeoloji biliminden öğrendiğimize göre, 12 bin yıllık insan yerleşiminin varlığının araştırıldığı; tüm uygarlıkların birleşerek karma, ortak, sentez bir kültür yumağı oluşturduğu, efsaneler diyarı Anadolu’da; “DOKUMACA” söyleyecek çok sözümüz var.

Bu nedenle köklü dokuma kültürümüzün günümüze dek uzanan teknikleri ve malzeme zenginliği ile Anadolu Efsanelerini 3.bin yılın başlarında sanatsal bir dil ile dokumaca ortaya koyuyor, sektöre “efsanenizi seçin, dokumaca marka heykelinizi oluşturun” diyoruz. Görsel mesajımızı, çok boyutlu dokumalar aracılığı ile sunduğumuz Hacı Nuri Bey Konağı’nda (Avanos ) sunmaktan çok mutluyuz.

Çünkü; sektörün temsilcileri, sanat, tarih ve Anadolu kültürlerinin değerli araştırmacıları, tekstil sanatçıları ve Kapadokya’nın uluslar arası ziyaretçilerini çeken Anadolu’nun Güzel Atlar Ülkesi, Dokumaca Anadolu Efsaneleri’nin sunulacağı gerçek bir efsane mekan olarak DOKUMACA’yı kucaklıyor.

Bu nedenle; İstanbul Halı İhracatçıları birliği (İHİB) ana sponsorluğunda; Avanos Kaymakamlığı’nın sergi yeri ve diğer katkıları; fotoğraf sanatçısı Ahmet Özyurt’un iletişim ve düzenleyici desteği için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ana sponsorumuz ve diğer destekçilerimizin değerli katkıları ve tüm destekçilerimizin Anadolu Efsaneleri’ne duyarlı yaklaşımları ile Dokumaca 5 etkinliğinin gerçekleşmesi sağlanabildi.

Tarih, kültür ve teknikle birleşen çok boyutlu “Dokumaca” yaratılmış estetik nesneler, doğanın kendi yaratıcılığının ürünü Kapadokya’da , doğanın yarattığı doğal oluşumlarla birlikte; Hacı Nuri Bey Konağı’nda 21. yüzyılın yeni bir efsanesini oluşturuyor ve izleyici ile buluşuyor.

Destekleyen, izleyen ,eleştiren, tüm katkı verenlere teşekkür ederiz.

Saygılarımızla,

Eylül 2015/Avanos

Anadolu Dokumacıları

ENGLISH

ANATOLIAN WEAVERS (Press Release)

“DOKUMACA 2015 – IN CAPPADOCIA”

Opening: September 12, 2015 Time: 18:00 Hacı Nuri Bey Konagi – Avanos

“Dokumaca”,  is thought to be an interurban chain of artistic events in Anatolia where historical weaving lives through and which is pursued by being carried to divergent exhibition spaces. 

The aim is to bring Anatolian weaving culture up to agenda and in order to realise this, it is to provide for a communal call of “textile designers” to our contemporary art platforms, as being ambassadors and pioneers of – textile culture with its archaeological, historical and sectoral linkages-.

It is targeted that unique artists identities are crystallized so that they steer through the realm of creativity with divergent perspectives of an advanced artistic creativity platform; so that the sectoral rings of the chain are completed.

As being “Anatolian Weavers”, these group members identify  themselves as the continuation of their weaver ancestors. Our inspiration sources are traces about life that confront us in every step of Anatolia, – written and oral stories, sculptures and reliefs that are subjects of scientific research  – true life stories that create resources for visual narratives. 

“DOKUMACA ”, the result of a 4 years of participative effort, is presently meeting with the audience in Cappadocia after İstanbul, Bursa, and Denizli.

In respect to what we learn from archaeology today, we have a lot to say in “dokumaca” in the land of legends, Anatolia, where the existence of 12.000 years old human inhabitance is investigated; where all civilizations compose of an integrated,  common, synthesised ball of culture by coming together.

On that account, with the techniques of long-established weaving culture reaching today and with the abundance of materials, we reveal Anatolian stories-legends with an artistic dialect in weavish in the third millennium; while we say “choose your story-legend, create your weavish brand sculpture” to the  sector. We are more than happy to present our visual message through multi dimensional textiles in Hacı Nuri Bey Konağı (Avanos).

This is because; representatives of the sector, art, history, dear distinguished researchers of Anatolian cultures, textile artists and the land of beautiful horses that attract international guests of Cappadocia; all embrace DOKUMACA as a real legend-space where Dokumaca Anatolian stories-legends are put on public display. 

Accordingly we would like to express our sincere thanks and appreciation to İstanbul Carpet Exporters Association (İHİB) for the main sponsorship; to Avanos Governorate for the exhibition space and other contributions; to photography artist Ahmet Özyurt for his communication and organizational support.

Weave-ish 5 is made possible by our main sponsor, by special contributions of our other promoters and by mindful contributions of all our supporters to Anatolian stories-legends. 

Multi-dimensional aesthetic objects merged within history,culture and technique,  created in “Dokumaca ” , are composing a new legend of 21st century and are meeting with their viewers in Cappadocia which is the offspring of the nature itself, with the natural textures that nature created; in Hacı Nuri Bey Konağı.

We thank all who support, follow-up, spectate, comment and contribute. 

With our best regards,

Eylül 2015/Avanos

Anatolian Weavers

Reklamlar

Ercan Akyol karikatür sergisi Avanos’ta C+ Karikatürlü Ev’de açılıyor…

Karikatür sanatımızın ustalarından Ercan Akyol‘un karikatürlerinden oluşan sergisi 11 Eylül‘de Kapadokya’daki C+ Karikatürlü Ev‘de saat 18:00‘de açılıyor. C+ Karikatürlü Ev Kapadokyalı sanatseverlerin ve her yaştan karikatüre ilgi duyanların bölgedeki sanat galerisi olarak hizmet veriyor. Karikatür sanatımızın ustalarını Avanos‘ta Kapadokyalılarla buluşturuyor. Bölgeyi ziyaret eden turistlere de dünyada üst seviyede ve saygın bir konumda bulunan karikatür sanatımızı yakından tanıma olanağı sunuyor. Karikatür çizmeye gönüllü yetenekli çocuklarımızın çizimlerini geliştirmek, onlara fırsatlar yaratmak için de çaba gösteriyor. Ercan Akyol sergisinin açılışında bulunmak üzere  Avanos’a gelecek.

Ercan-Akyol-Afiş-3-web

Ercan Akyol 1953 yılında Üsküp’te doğdu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünü bitirdi. İlk karikatürü 17 yaşındayken yayımlandı. O günden bu yana çeşitli dergi ve gazetelerde sosyal ve siyasal içerikli karikatürler çiziyor. Birçok ulusal ve uluslararası ödüle sahip. 2006 yılında bir karikatürüyle Türkiye’nin en saygın ödüllerinden Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü‘ne değer bulunarak bir ilke imza attı. Halen Milliyet gazetesinin Açık Pencere köşesinde “Çiziyorum” başlığı altında haftanın altı günü güncel siyasi olayları çizgileri ile yorumluyor. Karikatürlerinden seçmelerle hazırladığı altı kitabı var.


https://karikaturluev.com/2015/09/16/ercan-akyol-karikatur-sergisi-avanosta-acildi/

https://twitter.com/Ciziyorumm

http://www.milliyet.com.tr/Milliyet.aspx?aType=CizerGaleri&AuthorID=66&PAGE=1

https://www.facebook.com/ercan.akyol.946

KIRKIT logo  Kirkit Pansiyon‘a sanata destekleri için teşekkür ederiz.

Yeraltında Resim Performansı – Underground Drawing Performance

Ceheong Cho Lee C+ SeramikArtı Sanat Galerisi’nde 25 Temmuz 2015 Cumartesi günü saat 16:00’da resim sergisini açtıktan bir gün sonra 26 Temmuz 2015 Pazar günü akşamı saat 21:00’de Güray Müze’de “Resim Performansı” yapacaktır. Sanatçının performansına Ahmet Özyurt da katılacaktır. Bu katılımda Kapadokya ile ilgili resimsel ortak bir doğaçlama yapılacaktır.

Bilindiği gibi “Performans Sanatı” izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir.  “Happening” olarak da adlandırılır. İzleyicinin ilgisini sanatçının etkinliklerine sürekli kılmayı amaçlar. Resim sanatının üretimindeki sanatsal yaratımın enerjisi izleyicilerle anında paylaşılır, sanat ortama hakim olur. Tam da bu nedenle seçilmiş olan mekan yerin altına oyulmuş bir müzedir. Güray Müze’de gerçekleştirilecek olan etkinliğe tüm sanatseverler davetlidir.

X-Banner-LEE-performans-web

Koreli ressam CheongCho Lee resim sergisi Avanos’ta açılıyor…

Koreli ressam CheongCho Lee’nin resim sergisi 25 Temmuz’da C+ SeramikArtı Sanat Galerisi’nde açılıyor. Açılış saat 16:00’da. Sanatçının kendisi de serginin açılışında C+’da olacak. Ziyaretçilerin sanatçı ile sanatı üzerine sohbet olanağı bulacağı açılışa tüm sanatseverler davetlidir. C+ Sanat Galerisi  uluslararası ilişkilerde sanatın işlevine önem veriyor, Kapadokya’da yapılan sanat etkinliklerine katkısını sürdürüyor.

lee portre foto

Ressam Lee CheongCho’nun resimleri hakkında şair KyungDuck Kim şunları söylüyor:

“Ressam, arkadaki manzarayı hiç önemsemeden nesneye önem veriyor. Normal hayatımızda önemsemeyerek kolayca gözden kaçırdığımız şeyleri bizlere tekrar göstererek eserlerinde saflığı yansıtıyor. Gösterişli şekilleri ve teknikleri kullanmayarak ifade ettiği için daha derin bir duygu taşıyor. Bu da, ressamın kendini iyileştirme, daha geniş çapta kendini arındırma gibi sanatsal ruhunu kendimize yakın hissetmemizi sağlıyor. Eserleri doğa ile iç içedir. Eserlerinde insan, yani bizler görünüyoruz.”

Sergisinin temasını “BAHAR GELDİ” olarak belirleyen sanatçı en yeni resim çalışmalarını C+’da sergileyecek.

YERALTINDA RESİM PERFORMANSI

Ceheong Cho Lee C+ SeramikArtı Sanat Galerisi’nde 25 Temmuz 2015 Cumartesi günü saat 16:00’da resim sergisini açtıktan bir gün sonra 26 Temmuz 2015 Pazar günü akşamı saat 21:00’de Güray Müze’de (Avanos) “Resim Performansı” yapacaktır. Sanatçının performansına Ahmet Özyurt da katılacaktır. Bu katılımda Kapadokya ile ilgili resimsel ortak bir doğaçlama yapılacaktır.

Bilindiği gibi “Performans Sanatı” izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir.  “Happening” olarak da adlandırılır. İzleyicinin ilgisini sanatçının etkinliklerine sürekli kılmayı amaçlar. Resim sanatının üretimindeki sanatsal yaratımın enerjisi izleyicilerle anında paylaşılır, sanat ortama hakim olur. Tam da bu nedenle seçilmiş olan mekan yerin altına oyulmuş bir müzedir. Güray Müze’de gerçekleştirilecek olan etkinliğe tüm sanatseverler davetlidir.

Lee-sergi-poster-3-web    X-Banner-LEE-performans-web

(Posterleri büyütmek için üzerine tıklayınız.)

Doğa uyanıyor…

_P0U0721 - Version 2 - 2010-03-1421 Mart! Nevruz geliyor… Bir kaç gün içinde doğanın uyanışına tanık olacağız. Doğa kendini süslemeye başladı bile. Nevruz yüzyıllar boyunca şimdi içinde yaşadığımız toplumun en değerli bayramı oldu ve belli ki bu değerini hep koruyacak. Çevremizdeki bölgelerden Asya’nın doğusuna kadar aynı heyecanla kutlanıyor. Unesco 21 Mart gününü Dünyanın Soyut Kültürel Mirası olarak ilan etmiş durumda.

Doğa bize bu günlerde ne söylüyor? Tarih boyunca insanları etkisi altına alan bu günün ne önemi var?

Bu sayfanın konusu sanat olduğu için soruları şöyle değiştirdiğimizde de cevaplar pek farklı olmayacak; Sanat bize ne söylüyor? Tarih boyunca insanları etkisi altına alan sanatın ne önemi var?

Doğa bizim için sanatın anasıdır. Onun uyanışı insanın yeniden umutlanması, mutluluğun mümkün olduğuna inanması, yaşam koşullarının iyileşmesi anlamını taşıyor. Böyle duygular insanları birbirine yaklaştırıyor, düşmanlıklar zayıflıyor, dostluklar güçleniyor. İlişkilerin iyileşmesi insanları birbirine bağlıyor, birbirlerini anlamalarına, birbirleriyle birlikte daha iyi bir gelecek inşa edebilmelerine olanak sağlıyor. Elbette bu güzel duygular aklın da yol göstermesiyle insanların yüzlerinde mutluluk olarak yeşeriyor. Doğanın süslenişinden esinlenerek yaşamlarının bu yeni dönemini şenliklerle karşılıyorlar… İşte sanat bu aşamada insanın uygarlık merdivenindeki yükselişine destek oluyor.

Fakat ülkemizde son günlerde maalesef bu güzel manzarayı göremiyoruz. Dünyada da durum pek farklı değil. Sadece insani ilişkilerin zayıflaması değil aynı zamanda doğanın düzeninin de bozulduğuna şahit oluyoruz. Doğayı suçlamaya kimsenin dili varmaz, asırlardan beri doğanın yaşattığı olumsuz koşullardan tüm uygarlık seviyelerinde kendimizi suçlamıştık; buna biraz da cehalet ve tapınç biçimleri neden oluyordu. Fakat günümüzde açıkça ortaya çıkmış durumda ki bu kez gerçekten suçluyuz, doğaya karşı suç işliyoruz. Doğayı korumak, verimli kılmak şöyle dursun, onun canını çıkarıyor, hiç olmazsa saygı bile göstermiyoruz. Üstelik sorumluluğu üstlenmesi gereken taraflar iklim değişikliklerine, verimsizliğe, çölleşmeye, kirliliğe ve giderek büyüyen açlık sorununa karşı çözüm geliştiremeyince aciziyet içinde geçmiş kültürlerin zavallılıklarına sığınarak çağdışı, bilimsellikten uzak önerilerle insanları aldatmaya kalkabiliyorlar, doğayı katledişlerine anlamsız gerekçeler uydurabiliyorlar. Doğa insanın bu akıl tutulmasını dengelemeye çalışsa da kendini yenileme gücünü kaybettiğini ele veriyor.

Yine de Nevruz’un müjdelerle geleceğine inancımızı korumaktan başka ne yapabiliriz? Bu soruyu bu kez kadim çaresizlik söylemiyle cevaplamamalıyız. Olumlu insan davranışları da söz konusu. Herşeyden önce giderek güçlenen doğaya duyarlılık sayesinde doğanın bereketini yok edici politik ve ekonomik gerekçelere karşı mücadele güçleniyor. İnsanlar da dünyanın başına gelmiş ve gelecek olan belaların kendilerine de musallat olacağını fark etmeye başladılar. Bu gelişmeler bilimin ışığı ile doğanın ışığının aynı kaynaktan beslenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

İşte tam bu aşamada sanat devreye giriyor; yaşamımızda pek çok güçlükle, sorunla karşılaştığımızda da aynı mutluluk anlarında olduğu gibi insanların umutlarını beslemeye çabalıyor. Nevruz bu nedenle bir bahar bayramı olduğu gibi, bir barış ve kardeşlik bayramı, yepyeni bir sanat bayramıdır da. Bu bahar sanatla yeniden buluşalım, bizi sanattan uzaklaştıran nedenleri alt edelim, sanatın yerine konulmaya çalışılan toplumların yaşamından kopuk güya gelecekçi aldatmacalara direnip, baharın müjdelediği yeniden doğuşu sanatta da aramaya başlayalım. Nevruz  bayramınız kutlu olsun.

Ahmet Özyurt 17 Mart 2014, Avanos, Kapadokya, Türkiye.