C+ plansız programsız yeni bir etkinliğe başladı…

C+-ANASAYFA-MP-FOTO_noktali
C+MEETPOINT

Buluşma Noktası! C+.

C+, Kapadokya.

Genellikle görüşmek üzere yer, gün ve saat saptamadan, her şeyi rastlantıya bırakarak buluşmak… Sohbet için. Sanat üzerine hep yaptığımız gibi…

Bazen de C+’nın kendi mekanında ve muhtemelen Kapadokya’nın herhangi bir noktasında davetli, duyurulu… (Lütfen, cevap vermenize gerek yok, katılım dileyen herkese açık. Hem Buluşma Noktası’na siz de davet edebilirsiniz.)

Sanatın gitgide yaşamdan ve doğadan koparılışına bazen de birbirine kurban edilişine inat tam da bu iki sözcüğün içinde, özünde, nüfuz ederek. Saygıyla.

Niyetle başlayıp niyetten uzaklaşılana karşıt bir yeni deneyim. Kendiliğindenliğe ve içtenliğe saygıyla.

Kendimizle, kendi kendimizle, birlikte, birbirimizle, misafirlerimizle, rastladığımızla, sizinle… Selama saygıyla.

Bizi bir araya getirecek olanı geleceğe emanet edip getirmiş olanın değerini ihmal etmemek için…

Lâkin…

Katılarak ulaşılan.

Planlı programlı kayıt yok, kuyut yok. Yayındırıcı süzekte ne kalırsa o.

O kadarı da buraya yetişirse…

C+ meetpoint siyahuc

Herhangi bir yerde C+ konum işareti (C+Meetpoint) yanında bir sohbete rastladığınızda katılabilirsiniz, memnun oluruz.

Reklamlar

Fotoğraf Sergisi “Anadolu Avarızı”

Gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz.
C+, Ahmet Özyurt.

15-23 Haziran 2018

10:00-18:00

www.ahmetozyurt.com

AO CPlus Sergi 2TAnadolu avarızının oluşumunda büyük volkanların etkisi temeldir. Volkanların çevresinde yüzeyi oluşturan volkanik kül arazinin çıplaklığına neden olmuştur. Karasal iklimin etkileriyle oluşan aşınmalarla da Kapadokyada olduğu gibi acayip denilebilecek bir avarız oluşmuştur. İnsanın müdahalelerini de eklediğimizde bu süreç yeryüzünde benzersiz bir bölge olarak Anadoluyu doğa ve kültür fotoğrafçısı için adeta harikalar diyarı haline getirmiştir.

Güneyde Toroslar ve kuzeyde Doğu Karadeniz Dağları Anadolu sıra dağlarının ön görkemlileridir. Bu dağlar bitki örtüsü bakımından da zengindir. Ancak Anadolu dağlarından söz edilecekse her biri çevrelerindeki yaşama etkileri bakımından tarihsel öneme de sahip olan konik volkanlar bir fotoğrafçı olarak benim için ikonlaşmışlardır.

Coğrafi bölgelerin inişli çıkışlı, düzlük ve engebeli oluşu dönemsel olarak ekonomik ve siyasi açılardan farklı algı ve yorumlara neden olmuş ve olmaktadır. Örneğin Kapadokya’daki bir zamanlar işe yaramaz taşlar olarak görülen peribacaları (doğal kaya kuleler) günümüzde geçmiş zamanların yüksek değeri üzüm bağı düzlüklerinin yerini almış, bölge insanının gelir kaynağı olan turizmin birincil değeri haline gelmiştir. Bu süreçte üzüm bağları ise tahrip olmuş ya da yer yer tamamen yok olmuştur.

Dönemsel yaklaşımlar doğanın korunmasında, ekonominin uzun vadeli yapılanmasında sorunlar yaratmıştır. İnsanın doğa ile ilişkisi yerleşim ve üretim anlayışını etkilemiş, siyasi yorumların da etkisiyle sorunlara dönemsel ya da geçici çözümler üretmek insan yaşamını doğadan uzaklaştırırken yeni oluşan sosyal yaşamda da mutluluğu zor erişilir hale sokmuştur. Özellikle insanın en önemli sanatı ve verimliliği olan mimari yapılanmalar dönemsel inanç, anlayış, yaşamsal ve yasal zorunluluklar nedeniyle doğal, kültürel ve tarihi değerlerin bir taraftan oluşmasını sağlarken diğer taraftan da tahrip olmasına yol açmıştır.

İşte bu nedenlerle yaşamdaki iniş ve çıkışları da temsil eden “Avarız” Anadoluyu coğrafi özellikleri ile fotoğraf sanatı açısından çok geniş bir çalışma alanı haline getirmektedir.

“Anadolu-Avarızı”-22
Orta Toroslar, Konya, Türkiye, 2004.
Fotoğraf çekim yeri / Photo location: Kayasaray, Ereğli, Konya.

 

 

English

Photo Exhibition / “The Rugged Terrain of Anatolia”

15 – 23 June 2018, C+ Art Gallery, Avanos

10:00 – 18:00

 

AO CPlus Sergi 2ELarge volcanoes have played the greatest role in the forming of the rugged terrain of Anatolia. The volcanic ash, that makes up the surface around the volcanoes caused the land to be bare. With the erosion caused by the continental climate a rugged terrain was formed that can be called bizarre as it did in Cappadocia. Human effects added to this natural process, created Anatolia as a unique area on earth; a wonderland so to speak for a nature and culture photographer .

The Taurus mountains on the south and Eastern Black sea mountains on the north are the most grandiose mountain ranges in Anatolia. These mountains are also rich in natural vegetation. Yet if it is the mountains of Anatolia we are talking about, each with a significant importance both historically and in regard to their effects on life around them, the volcanoes are iconic to me as a photographer.

The way geographical areas are undulating, flat or rugged has been causing different perceptions and interpretations in economic and political aspects periodically. In example, the fairy chimneys (natural stone towers), the useless stones of the past have replaced the high value flat vineyards as the income of the locals, being the primary attraction of tourism. During this process vineyards have all but degraded or completely perished in places.

Periodical approaches have caused problems with protection of the nature and long-term development of economy. The relationship of the people with nature influenced their perception of settlement and production, political effects added to human life being separated from nature by finding periodical or temporary solutions to problems while made happiness more out of reach in the newly formed social life. Specifically architectural developments as the most important art and throughput of the human race shaped by the period’s belief systems, understanding, vital and legal obligations, on one hand formed the natural and cultural values while causing them to deteriorate on the other hand.

In this perspective as it also represents the ups and downs of life “the rugged terrain” of Anatolia’s geographical attributes create a large work environment in respect to the art of photography.

“Anadolu-Avarızı”-06
Ağrı Dağı, Ağrı, Türkiye, 2004.
Fotoğraf çekim yeri / Photo location: Iğdır Yolu, Doğubayazıt, Ağrı.
“Anadolu-Avarızı”-34
Güllüdere Vadisi, Nevşehir, Türkiye, 2014.
Fotoğraf çekim yeri / Photo location: Avanos, Nevşehir.

C+’da ilk fotoğraf sergisi 17 Mayısta açıldı..

SERGİMİZ KAPANMIŞTIR, İLGİNİZE TEŞEKKÜR EDERİZ.
NİYAZİ BÜLBÜL’ÜN “DOLAPDERE ESKİCİ PAZARI” FOTOĞRAFLARI VE AHMET ÖZYURT’UN “KAPADOKYALILAR” ÇALIŞMASININ İLK FOTOĞRAFLARI C+’DAKİ ORTAK SERGİLERİNDE YER ALIYOR…

NB-AÖ-C+-Sergi-yatay-web

C+ Sanat Galerisi 17-31 Mayıs 2017 (Adres ve harita için tıklayınız.)

Ziyaret Saatleri Sergi tarihlerinde; 17-31 Mayıs / Hergün: 10:30-12:00 / 15:00-18:00 

(Zorunlulukla farklılık gösteren gün ve saatler olursa bu sayfada ve Facebook sayfamızda duyurulacaktır. Ziyaret saatleri dışında ziyaret için lütfen bir gün önceden iletişim sayfamızdan, facebook sayfamızdan veya email (seramikarti@gmail.com) ile iletişim kurunuz. Olumlu cevap vermeye çalışacağız.)

Son gün programı / Sanatçılarla Sohbet (Fotoğrafçıların katılımıyla): 31 Mayıs 10:30-12:00

Kapanış Buluşması: 31 Mayıs 17:00-18:00


DOLAPDERE ESKİCİ PAZARI / Niyazi Bülbül

Yerden almadığım için pişman olduğum nadir şeylerden biri ölümden geriye kalan eşyalar üzerine bırakılmış çerçeveli, eski bir fotoğraftı. O fotoğraf, adeta zamanın önlenemez yok ediciliğinin bir simgesi gibiydi… Belli ki, uzunca yıllar birisi için, en değerli şeylerinden biri olmuştu. Muhtemelen fotoğrafın ortasında  duran ve yaşlıca iki insana sarılmış gibi gösterilmeye çalışılan o genç kız için.

IMG_0257

Dolapdere, Feylosof Sokağındaki çift çan kulesine sahip Panayia Evangelistria Kilisesi etrafında ilk kez eskici pazarının kurulduğu günü hatırlıyorum. Çoğu insanın geçmeye çekindiği sokak o pazar günü adeta bir panayır yeri gibiydi. Yerlere serilmiş brandaların üzerinde sağa sola yayılmış ve yeni alıcılarını bekleyen eski eşyalar, yerden almaya üşendiğim  çerçeveli fotoğrafın bende bıraktığı şiddetli  travmayı sürekli canlı tuttu. 2009 yılından beri, fırsat bulduğum her Pazar günü burayı ziyaret etmeme ve fotoğraflamama neden olan şey yeni alıcılarını bekleyen ikinci, üçüncü hatta belki de yedinci el eşyaların zamanın toza dönüştüren karşı konulmaz gücüne karşı inatla direnmeleri ve yerden almaya çekindiğim o eski çerçeveli fotoğrafın bir gün yeniden karşıma çıkması umuduydu.

İlk kez fotoğraf makinem ile pazara gittiğimde tedirgin olmuştum. İnsanları fotoğraflamak ile ilgili olarak her zaman çekingen olmuşumdur. Bulunduğum yerin özel durumu ise onlarla bağ kurmamı zorlaştırıyordu ama zaman içerisinde bana alıştılar ve hatta kabullendiler… Ta ki fotoğrafçılar oraya akın edene ve pazara fotoğraf turları düzenlenmeye başlayana  kadar… Bu günlerden sonra benim için de büyüdüğüm mahallede fotoğraf çekmek oldukça zorlaşmıştı. Kullandığım kamerayı küçültmek, gösterişli fotoğrafçı kıyafetlerinden sıyrılmak ve en önemlisi insanlar ile konuşmak hep bu süreçte öğrendiğim şeyler oldu…

Eskici Pazarı’nın esnafı genellikle oranın yerlisi ve hatta o sokakta yaşayan insanlardan oluşuyor. Bu eski eşyalara nasıl ulaştıklarını ise hiçbir zaman soramadım. Sanıyorum ki o noktada toplayıcılar devreye giriyor. Çoğu birbirlerini tanıyor, hayata karşı direnişlerinin gücü de bu tanışıklık zaten.

Dilerim ki pazar hep bu haliyle kalır…

NB

_NYZ5710

Niyazi Bülbül bugün bir doktorun ya da bir biyoloğun kadavra üzerinde çalışması gibi bir işte çalışıyor. Zabıtadan kaçabilen, kaçarken tezgahından tek bir yaprak, tek bir meyve düşürmeden yokuş çıkan, merdivenden inen pazarcı seyyar manav gibi adeta. Elbiseleri diken, mankenleri podyuma hazırlayan bir modacı asistanı aynı zamanda; sonunda sahnede başkası alkışlansa da elbiselerle mankenlerin başarısından o sorumlu. Niyazi Bülbül bir fotoğraf operatörü. O en başında doktora bistrü, pazarcıya tekerlekli tezgah, modacıya makas satan bir marka yöneticisiydi. Tüm bu özelliklerini fotoğraf sektöründe kazandı. Fotoğrafı okulunda öğrendi, piyasasında ustalaştı. Analogtan dijitale geçişte kısa zamanda pek çok ustayla çalışmanın ayrıcalığını yaşadı. Tevazusu onu küçücük bir galeride sizinle karşılaştırıyor.

_NYZ6247

Bu kez işinden tamamen farklı bir dünyadan, yaşadığı semte yakın bir pazar yerinden, işinin özünü tanıdığı naif, içten satıcıların, tamirci ve tasarımcıların çalıştığı Dolapdere Eskici Pazarı’ndan görüntüler topluyor. Pazarın bu insanları eşyada terkedilmiş, unutulmuş kayıp yaşam parçacıklarını birleştiren, modern dünyanın ihmal ettiği romanlar. Farkına varılması gereken onların bilinçsizce de olsa paranın yediklerini sindirmeyi sağlayan enzimler gibi ekonomik yaşamın terazisini dengeleyen insanlar oldukları. Müşterileri de kendileriyle aynı sorunun çözümünde onların birer parçası.

L1030234-2

İstanbul’u temsil eden kadim bir köşesi Dolapdere. Oradaki tezgahlarda satılmaya çalışılan mallar ekonomik ve teknik süreçleriyle birlikte geçmişlerinde kendilerini kullanmış insanların ruhlarını da temsil ediyorlar. İşe yaramazlığın, yakışıksızlığın, “OUT” olanın insanın duyarsızlığına direncini, muhteşem bir geri dönüşü, geçmişlerin ruhlarına can verişi, olumlanmış ve olumlanabilir halleriyle yaşadığımız zaman ve mekana daveti  gösteriyorlar. İnsana ait olanı, erken terkedişin trajedisini şölene çevirebilmenin keyfini yansıtıyorlar. Gurur, asalet, otorite, gösteriş, itibar gibi kavramların taşıyıcısının altın gibi değerli bir madenden ya da ender bir ağaçtan yapılmış, en pahalı goblenlerle kaplanmış koltukların değil de bir oturuşun, bir nazik dokunuşun, mest oluşun, bir keyif sürüşün, yorguna yer veriş ve paylaşma olduğunu henüz ölmemiş dişi kurtarmaya çalışan diş doktorunun çabasınca kanıtlıyorlar. O eşyaların doğumlarına kadar bir tarih de böylece İstanbul’un parçacıklarından bir koleksiyonu orada yerdeki bir yaygının üzerinde sergiliyor. Bu nedenlerle elden geçmiş halleriyle lüks mekanların lobilerinde onlarla yeniden karşılaşabiliyoruz.

_NYZ4973

Fotoğrafçı Bülbül tamamen tezat iş dünyasına giderken her sabah bu pazardan geçiyor, ama geçip gitmiyor, tüm pazarı ve pazarcıları kendi hafızasına, vicdanına ve İstanbul’un mazisine yüklüyor, yanında taşıyor. Bu eylemini işinde kullandığı en son teknoloji ürünü kameralarla ve bilgisayarlarla değil; aynasız, klasik model ama dijital basit bir fotoğraf makinesi ile yapıyor.

_DSF0635

Niyazi Bülbül 1976 yılında Bingöl’de doğdu. Doğumunun ardından İstanbul’a getirildi. Çocukluk ve gençlik yılları İstanbul’un kendine has iki ayrı semti olan Tarlabaşı ve Kurtuluş’ta geçti. Lise eğitimi sırasında, yaz dönemlerinde İstanbul’un bilinen sanat galerilerinden birinde çalışmaya başladı. Galerinin atölyesinde edindiği bilgiler ve tanıştığı insanlar aracılığıyla ilk sanat eğitimini ve çizim derslerini aldı. 2005 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf ve Video Bölümü’nden mezun oldu.  O günden beri fotoğraf ile  ilgileniyor ve İstanbul’da yaşıyor.

Katıldığı Sergiler

2003, Lozan – İsviçre / Festival Object-if : ‘Relation entre arts visueles et architectures’ / Video Yerleştirme / Metin Çavuş ve Akgün Tokatlı ile

2002, İstanbul – Türkiye / Çıkış-Giriş :  ‘İnci Eviner gözetiminde disiplinler arası proje çalışması’ / Fotoğrafik Yerleştirme / Deniz Karbon Yılmazlar ve İlknur Haksal ile


KAPADOKYALILAR 1 / Ahmet Özyurt

NB-AÖ-sergi-C+-03
Çömlekçi, Avanos, Nevşehir.

Ahmet Özyurt yıllar önce geldiği ilk günden bugüne Kapadokya’da fotoğraf çekiyor. Önceleri bölgenin manzaralarını çalışan Özyurt daha yakından tanıdıkça Kapadokya’nın tarihi ve kültürünü de çekim alanına aldı. Bu aşamada Kapadokyalıları tanımaya çalıştı. Son yıllarda bölgede yaşayan insanlarla ilişkilerini yoğunlaştırdı ve derinleştirdi. 90’lı yılların sonundan bugüne kendi yaşamını da Kapadokya’da ve olabildiğince “Kapadokyalı” olarak sürdürmeye başlamıştı. Artık sıra 2000’li yılların Kapadokyalılarını kendi vizöründen gördüğü haliyle belgelemeye, onları yaşadıkları zamanın içinde ve gelecek kuşakları için Kapadokyalı olarak fotoğraflamaya başladı.

NB-AÖ-sergi-C+-02
Veli’ye yakarış, Hacıbektaş, Nevşehir.

Sergideki fotoğraflar bu çalışmasının ilk yıllarındaki başlangıç aşamasını gösteriyor. C+ Sanat Galerisi’nin bir salonu söz konusu aşamanın ancak küçük bir kısmını sergilemeye olanak tanıdığından çalışmasının devamlılığını da belirtmek nedeniyle “1” ekiyle gelecekte de Kapadokyalıları fotoğraflamayı sürdüreceğini vurguluyor. Kapadokyalılar’ın çekimine ilk kez başladığında konuya henüz bir çerçeve çizmemişti; bu nedenle çeşitlilik gösteren kimlikleri Kapadokyalı olmalarını tam olarak açıklamasa da ipuçlarını vermesi bakımından fotoğrafçının gelecekteki yaklaşımı hakkında fikir veriyor. Örneğin bazen Kapadokya’nın ziyaretçilerini de çalışmasına katıyor.

NB-AÖ-sergi-C+-05
Ziyaretçi, Güllüdere Vadisi, Avanos, Nevşehir.

Kapadokyalılar Türkiye’nin son yıllarındaki sosyal yaşamında hızlanan değişikliklerden paylarına düşenden etkilenmiş olsalar da kendine özgü hallerini  ülkenin diğer bölgelerinden daha fazla korudukları gözlemlenebilir. Fotoğrafçının gözlemlerine göre Anadolu kadim kültürel özelliklerinin iç bölgelere kök salmışlığını en çok orada yaşayan insanın bireyselliğinde yansıtıyor. Kozmopolit niteliklere yatkınlığı geliştiren ekonomi ve teknoloji sürprizleri Kapadokya’daki insanların toprağa olan bağlarını azaltsa da saygılarını azaltamıyor. Burada bir Kapadokyalıyı yüzlerce yıl öncesindeki Kapadokyalılar gibi yaşarken görmek olası. Elbette burada da nüfus artıyor ve sosyal yaşamda değişimler açıkça görülüyor, ancak bir fotoğrafçı değişmeyeni, kadim olana bağlı olanı arıyorsa Kapadokya ona çokça olmasa da özel örnekleri sunmayı sürdürüyor. Çalışmasında bir kaç perspektifi amaçlayan Özyurt bu sergisinde kabaca niyetini gösteriyor. Bölgenin iklimi, avarızı, yeraltı kaynakları, toprağı, tarımı, sanayisi, ulaşımı, ekonomisi ve özellikle merkezinde çok etkili olan turizminin nüfusunun niteliklerine dayattığı olumsuz ilişki Kapadokyalılığın özgünlüğüne başka bölgelerdeki kadar müdahale edemiyor. Fotoğraf bu yorumun suretini çıkarmada fotoğrafçıya mucizevi işleviyle yardım ediyor.

NB-AÖ-sergi-C+-08
Kâle* kıyafetiyle gelin, Avanos, Nevşehir.

Kapadokya’nın neresi olduğu konusundaki algı çoğunlukla ve eksiklikle Nevşehir sınırlarının içinde kalan peribacalarının bulunduğu bölgeyi gösteriyor, oysa Kapadokya tarihsel ve coğrafi konumlanmasıyla ele alındığında neredeyse iç Anadolunun tamamını kapsar. Özyurt’un Kapadokyalıları da işte bu geniş alanın insanları. Bu da çalışmasını geniş bir bakış açısıyla ele almasının nedeni. Fotoğraflar Kapadokyalıları bazen yalın bir portre olarak bazen de çevresini kuşatan mekan içinde yansıtıyor. Fotoğrafçının manzara fotoğrafına olan tutkusu onları sık sık geniş alanların içinde göstermesinin nedeni.

NB-AÖ-sergi-C+-12
Seyisler ve atlar, Hürmetli Köyü, Kayseri. Foto: A.Ö.

Ahmet Özyurt fotoğraf çalışmalarını yıllarca sergilemedi. Fotoğrafa yıllar önce başladığında deneysel yaklaşımları önceleyen tavrı kişisel nedenlerle kenara çekilip gölgede kalmayı tercih ettiği uzun yıllar boyunca arşivinde kaldı. Onu gölgeden çıkaran Kapadokya’nın ışığı oldu. Geçen yıllardaki çalışmalarını sergileyecek olması fotoğrafın görkemini hızla arttırdığı ağacının dallarından dallarına nasıl sıçradığını gösterecektir. Manzaradan portreye geçişini yolunu değiştirme olarak değil, bu sıçramalarından biri olarak görmeli. Her dalında başka meyveler veren fotoğraf ağacı onun yaşam alanı.

NB-AÖ-sergi-C+-22
Kahveci, İncesu, Kayseri.

C+ Sanat Galerisi her iki fotoğrafçının çalışmalarıyla ilk kez bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yapmanın sevincini yaşıyor.

*Kâle: Geline evlendikten sonra giydirilen kadınlığa geçiş kıyafeti

kirkit amblem C+ sponsor logosu

“DOKUMACA EFSANELER 2015 – KAPADOKYA’DA”

Açılış: 12 Eylül 2015 Saat: 18:00 Hacı Nuri Bey Konağı Avanos

Dokumaca Afiş AÖ3108

ANADOLU DOKUMACILARI (Basın Duyurusu)

“Dokumaca”, Anadolu’da tarihsel dokumacılığın yaşadığı kentlerde, değişik sergileme alanlarına taşınarak sürdürülen, kentler arası bir sanatsal etkinlik zinciri olarak düşünülmüştür.

Amaç; Anadolu dokuma kültürünü gündeme taşımak ve bu amacı gerçekleştirmek için; -arkeolojik, tarihsel, sektörel bağları olan tekstil kültürünün, temsilcisi ve öncüleri olarak- “tekstil tasarımcılarının”, günümüz sanat ortamına ortak bir çaba ile seslenişini sağlamaktır.

Gelişmiş bir sanatsal yaratıcılık düzleminin ve farklı açılardan, yaratıcılık ortamına yön verecek özgün sanatçı kimliklerin belirginleşmesi, böylece tekstilde, sektörel zincirin halkalarının tamamlanması hedeflenmektedir.

Grup kendini “Anadolu Dokumacıları” olarak; dokumacı atalarının devamı olarak görmektedir. Esin kaynağımız; Anadolu’da her adımda her an karşımıza çıkan yaşama dair izler, -yazılı sözlü öyküler, bilimsel araştırmalara konu olmuş heykeller, kabartmalar- görsel anlatımlara kaynak olmuş yaşanmış öykülerdir.

4 yıllık paylaşımcı bir çabanın ürünü olarak “Dokumaca Efsaneler”; İstanbul, Bursa ve Denizli’den sonra şimdi Kapadokya’da izleyiciye sunuluyor.

Bugün arkeoloji biliminden öğrendiğimize göre, 12 bin yıllık insan yerleşiminin varlığının araştırıldığı; tüm uygarlıkların birleşerek karma, ortak, sentez bir kültür yumağı oluşturduğu, efsaneler diyarı Anadolu’da; “DOKUMACA” söyleyecek çok sözümüz var.

Bu nedenle köklü dokuma kültürümüzün günümüze dek uzanan teknikleri ve malzeme zenginliği ile Anadolu Efsanelerini 3.bin yılın başlarında sanatsal bir dil ile dokumaca ortaya koyuyor, sektöre “efsanenizi seçin, dokumaca marka heykelinizi oluşturun” diyoruz. Görsel mesajımızı, çok boyutlu dokumalar aracılığı ile sunduğumuz Hacı Nuri Bey Konağı’nda (Avanos ) sunmaktan çok mutluyuz.

Çünkü; sektörün temsilcileri, sanat, tarih ve Anadolu kültürlerinin değerli araştırmacıları, tekstil sanatçıları ve Kapadokya’nın uluslar arası ziyaretçilerini çeken Anadolu’nun Güzel Atlar Ülkesi, Dokumaca Anadolu Efsaneleri’nin sunulacağı gerçek bir efsane mekan olarak DOKUMACA’yı kucaklıyor.

Bu nedenle; İstanbul Halı İhracatçıları birliği (İHİB) ana sponsorluğunda; Avanos Kaymakamlığı’nın sergi yeri ve diğer katkıları; fotoğraf sanatçısı Ahmet Özyurt’un iletişim ve düzenleyici desteği için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ana sponsorumuz ve diğer destekçilerimizin değerli katkıları ve tüm destekçilerimizin Anadolu Efsaneleri’ne duyarlı yaklaşımları ile Dokumaca 5 etkinliğinin gerçekleşmesi sağlanabildi.

Tarih, kültür ve teknikle birleşen çok boyutlu “Dokumaca” yaratılmış estetik nesneler, doğanın kendi yaratıcılığının ürünü Kapadokya’da , doğanın yarattığı doğal oluşumlarla birlikte; Hacı Nuri Bey Konağı’nda 21. yüzyılın yeni bir efsanesini oluşturuyor ve izleyici ile buluşuyor.

Destekleyen, izleyen ,eleştiren, tüm katkı verenlere teşekkür ederiz.

Saygılarımızla,

Eylül 2015/Avanos

Anadolu Dokumacıları

ENGLISH

ANATOLIAN WEAVERS (Press Release)

“DOKUMACA 2015 – IN CAPPADOCIA”

Opening: September 12, 2015 Time: 18:00 Hacı Nuri Bey Konagi – Avanos

“Dokumaca”,  is thought to be an interurban chain of artistic events in Anatolia where historical weaving lives through and which is pursued by being carried to divergent exhibition spaces. 

The aim is to bring Anatolian weaving culture up to agenda and in order to realise this, it is to provide for a communal call of “textile designers” to our contemporary art platforms, as being ambassadors and pioneers of – textile culture with its archaeological, historical and sectoral linkages-.

It is targeted that unique artists identities are crystallized so that they steer through the realm of creativity with divergent perspectives of an advanced artistic creativity platform; so that the sectoral rings of the chain are completed.

As being “Anatolian Weavers”, these group members identify  themselves as the continuation of their weaver ancestors. Our inspiration sources are traces about life that confront us in every step of Anatolia, – written and oral stories, sculptures and reliefs that are subjects of scientific research  – true life stories that create resources for visual narratives. 

“DOKUMACA ”, the result of a 4 years of participative effort, is presently meeting with the audience in Cappadocia after İstanbul, Bursa, and Denizli.

In respect to what we learn from archaeology today, we have a lot to say in “dokumaca” in the land of legends, Anatolia, where the existence of 12.000 years old human inhabitance is investigated; where all civilizations compose of an integrated,  common, synthesised ball of culture by coming together.

On that account, with the techniques of long-established weaving culture reaching today and with the abundance of materials, we reveal Anatolian stories-legends with an artistic dialect in weavish in the third millennium; while we say “choose your story-legend, create your weavish brand sculpture” to the  sector. We are more than happy to present our visual message through multi dimensional textiles in Hacı Nuri Bey Konağı (Avanos).

This is because; representatives of the sector, art, history, dear distinguished researchers of Anatolian cultures, textile artists and the land of beautiful horses that attract international guests of Cappadocia; all embrace DOKUMACA as a real legend-space where Dokumaca Anatolian stories-legends are put on public display. 

Accordingly we would like to express our sincere thanks and appreciation to İstanbul Carpet Exporters Association (İHİB) for the main sponsorship; to Avanos Governorate for the exhibition space and other contributions; to photography artist Ahmet Özyurt for his communication and organizational support.

Weave-ish 5 is made possible by our main sponsor, by special contributions of our other promoters and by mindful contributions of all our supporters to Anatolian stories-legends. 

Multi-dimensional aesthetic objects merged within history,culture and technique,  created in “Dokumaca ” , are composing a new legend of 21st century and are meeting with their viewers in Cappadocia which is the offspring of the nature itself, with the natural textures that nature created; in Hacı Nuri Bey Konağı.

We thank all who support, follow-up, spectate, comment and contribute. 

With our best regards,

Eylül 2015/Avanos

Anatolian Weavers

Ercan Akyol karikatür sergisi Avanos’ta C+ Karikatürlü Ev’de açılıyor…

Karikatür sanatımızın ustalarından Ercan Akyol‘un karikatürlerinden oluşan sergisi 11 Eylül‘de Kapadokya’daki C+ Karikatürlü Ev‘de saat 18:00‘de açılıyor. C+ Karikatürlü Ev Kapadokyalı sanatseverlerin ve her yaştan karikatüre ilgi duyanların bölgedeki sanat galerisi olarak hizmet veriyor. Karikatür sanatımızın ustalarını Avanos‘ta Kapadokyalılarla buluşturuyor. Bölgeyi ziyaret eden turistlere de dünyada üst seviyede ve saygın bir konumda bulunan karikatür sanatımızı yakından tanıma olanağı sunuyor. Karikatür çizmeye gönüllü yetenekli çocuklarımızın çizimlerini geliştirmek, onlara fırsatlar yaratmak için de çaba gösteriyor. Ercan Akyol sergisinin açılışında bulunmak üzere  Avanos’a gelecek.

Ercan-Akyol-Afiş-3-web

Ercan Akyol 1953 yılında Üsküp’te doğdu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünü bitirdi. İlk karikatürü 17 yaşındayken yayımlandı. O günden bu yana çeşitli dergi ve gazetelerde sosyal ve siyasal içerikli karikatürler çiziyor. Birçok ulusal ve uluslararası ödüle sahip. 2006 yılında bir karikatürüyle Türkiye’nin en saygın ödüllerinden Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü‘ne değer bulunarak bir ilke imza attı. Halen Milliyet gazetesinin Açık Pencere köşesinde “Çiziyorum” başlığı altında haftanın altı günü güncel siyasi olayları çizgileri ile yorumluyor. Karikatürlerinden seçmelerle hazırladığı altı kitabı var.


https://karikaturluev.com/2015/09/16/ercan-akyol-karikatur-sergisi-avanosta-acildi/

https://twitter.com/Ciziyorumm

http://www.milliyet.com.tr/Milliyet.aspx?aType=CizerGaleri&AuthorID=66&PAGE=1

https://www.facebook.com/ercan.akyol.946

KIRKIT logo  Kirkit Pansiyon‘a sanata destekleri için teşekkür ederiz.

Yeraltında Resim Performansı – Underground Drawing Performance

Ceheong Cho Lee C+ SeramikArtı Sanat Galerisi’nde 25 Temmuz 2015 Cumartesi günü saat 16:00’da resim sergisini açtıktan bir gün sonra 26 Temmuz 2015 Pazar günü akşamı saat 21:00’de Güray Müze’de “Resim Performansı” yapacaktır. Sanatçının performansına Ahmet Özyurt da katılacaktır. Bu katılımda Kapadokya ile ilgili resimsel ortak bir doğaçlama yapılacaktır.

Bilindiği gibi “Performans Sanatı” izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir.  “Happening” olarak da adlandırılır. İzleyicinin ilgisini sanatçının etkinliklerine sürekli kılmayı amaçlar. Resim sanatının üretimindeki sanatsal yaratımın enerjisi izleyicilerle anında paylaşılır, sanat ortama hakim olur. Tam da bu nedenle seçilmiş olan mekan yerin altına oyulmuş bir müzedir. Güray Müze’de gerçekleştirilecek olan etkinliğe tüm sanatseverler davetlidir.

X-Banner-LEE-performans-web

Koreli ressam CheongCho Lee resim sergisi Avanos’ta açılıyor…

Koreli ressam CheongCho Lee’nin resim sergisi 25 Temmuz’da C+ SeramikArtı Sanat Galerisi’nde açılıyor. Açılış saat 16:00’da. Sanatçının kendisi de serginin açılışında C+’da olacak. Ziyaretçilerin sanatçı ile sanatı üzerine sohbet olanağı bulacağı açılışa tüm sanatseverler davetlidir. C+ Sanat Galerisi  uluslararası ilişkilerde sanatın işlevine önem veriyor, Kapadokya’da yapılan sanat etkinliklerine katkısını sürdürüyor.

lee portre foto

Ressam Lee CheongCho’nun resimleri hakkında şair KyungDuck Kim şunları söylüyor:

“Ressam, arkadaki manzarayı hiç önemsemeden nesneye önem veriyor. Normal hayatımızda önemsemeyerek kolayca gözden kaçırdığımız şeyleri bizlere tekrar göstererek eserlerinde saflığı yansıtıyor. Gösterişli şekilleri ve teknikleri kullanmayarak ifade ettiği için daha derin bir duygu taşıyor. Bu da, ressamın kendini iyileştirme, daha geniş çapta kendini arındırma gibi sanatsal ruhunu kendimize yakın hissetmemizi sağlıyor. Eserleri doğa ile iç içedir. Eserlerinde insan, yani bizler görünüyoruz.”

Sergisinin temasını “BAHAR GELDİ” olarak belirleyen sanatçı en yeni resim çalışmalarını C+’da sergileyecek.

YERALTINDA RESİM PERFORMANSI

Ceheong Cho Lee C+ SeramikArtı Sanat Galerisi’nde 25 Temmuz 2015 Cumartesi günü saat 16:00’da resim sergisini açtıktan bir gün sonra 26 Temmuz 2015 Pazar günü akşamı saat 21:00’de Güray Müze’de (Avanos) “Resim Performansı” yapacaktır. Sanatçının performansına Ahmet Özyurt da katılacaktır. Bu katılımda Kapadokya ile ilgili resimsel ortak bir doğaçlama yapılacaktır.

Bilindiği gibi “Performans Sanatı” izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir.  “Happening” olarak da adlandırılır. İzleyicinin ilgisini sanatçının etkinliklerine sürekli kılmayı amaçlar. Resim sanatının üretimindeki sanatsal yaratımın enerjisi izleyicilerle anında paylaşılır, sanat ortama hakim olur. Tam da bu nedenle seçilmiş olan mekan yerin altına oyulmuş bir müzedir. Güray Müze’de gerçekleştirilecek olan etkinliğe tüm sanatseverler davetlidir.

Lee-sergi-poster-3-web    X-Banner-LEE-performans-web

(Posterleri büyütmek için üzerine tıklayınız.)